Fırat’ta Yüzme (Çimme)
Fırat bizim için yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğu için Halfeti’de doğup büyüyenlerin büyük çoğunluğu iyi yüzücüdürler. Özellikle sahil boyunca uzanan bahçelerde yaşayanlar için yüzme çok önemlidir. Yüzmeye, yöresel dille “çimme” denir. Yaz sıcağının etkilerinden kurtulup serinlemek için özellikle gençler ve çocuklar, Mayıs ayı ortalarından Ekim ayı ortalarına kadar bol bol yüzerler. Kulaçla yüzmeye “kol atma” denir. Ayrıca yüzmeyi az bilenler su kabağı ve araba iç lastiği gibi araçlar da kullanırlar. Yaz ayları kurak geçtiği için Fırat suyunun genişliği bazı yerlerde 150-200 metreye kadar düşer. Bu mevsimde genellikle gruplar halinde karşı sahile ( öte yüz ) yüzerek geçilir.
Suda akıntı olduğu için önce akıntının ters yönünde, kıyıda birkaç yüz metre yürünür. Sonra hep birlikte kulaçlar atarak yarış havası içinde öte yüze geçilir. Akıntı nedeniyle suya girilen yerin 100-150 m. aşağısında karşı sahile çıkılır. Orada kumlara yatıp güneşlenilir. Daha sonra “ Çınarlı “ ve “ Yıkık “ göletlerinde yüzülüp oyunlar oynanır. Uzun süre su altında kalma, batıp dipten taş ve kum çıkarma, iki takım halinde birbirinin başından bastırıp suyun dibine batırma, yüksek kayalar üzerinden suya atlama vb. oyunlarla zaman geçirilir. Bazen “Telli Kaya” denen yere koyun-keçi sürüsü getirip orada sulayıp gölgede dinlendirirlerdi. Denk geldiğinde onlardan süt sağıp “teleme” çalıp yerdik. Çınarlı ve Yıkık’ taki aşısız “kerik”, “kara”, “kuş yiniği” hayirlerden (incir) yerdik. Telli Kaya’nın sarp yamacında, erozyonla oluşmuş tehlikeli oyuklara girip çıkardık.
Oyun ve eğlenceler bittikten sonra, Telli Kaya’nın üst kısmında bulunan ve suyun tabanında kaygan, yassı ve uzun taşlardan oluşan “Halep Arığı” denen yerden, düşmemek için el ele tutuşarak geçer ve yine hızlı kulaçlarla tekrar bahçelerimizin olduğu sahile gelirdik.