18 Mayıs 2014

Eski Halfeti’de Kabye Geleneği

ile İbrahim Halil Akçay

Eski Halfeti’de Fırat (Murat) nehrinin yaz aylarında sularının çekilmesiyle, bahçelerin alt taraflarında çay taşı ve kumlardan oluşan alana ekilen karpuz ve kavun bostanına “KABYE” adı verilir. Kabye sezonu her yıl Temmuz ayının ilk haftasında başlar, Eylül ayının sonlarına kadar devam eder. Fırat üzerinde barajlar yapılmadan önce bu gelenek yıllarca süregelmiştir. Bölgenin iklim ve yağış özellikleri nedeniyle nehir suyunun ne zaman çekileceği, ne zaman kabaracağı aşağı yukarı belliydi. Kabye geleneği de buna göre sürdürülürdü. Keban Barajı yapımından sonra suyun bu istikrarı bozuldu. Zaman zaman baraj kapakları açıldıkça taşkınlar olur ve kabye sular altında kalırdı. Atatürk Barajı’nın yapılmasıyla bu düzen tamamen bozuldu. Kabye ekiminden vazgeçildi. Zaten Birecik Barajı ile Halfeti’nin sahildeki ekilebilir arazileri ve bahçeleri, hatta yerleşim alanının büyük bir kısmı sular altında kaldı.

Her yıl suların çekilmesiyle oluşan yüzlerce dönümlük arazide kabye ekimi yapılırdı. Temmuz ayının ilk günlerinde, en fazla 1 metrekarelik kumluk bir alana fidelik hazırlanır. Buna “tabak” adı verilir. Tabağa; karpuz, kavun, kabak ve hıta tohumları ekilir. Fideler ekilecek hale gelinceye kadar (5-6 gün) günde iki kez sulanır ve güneş yakmasın diye üzeri hayit ve yılgın dallarıyla örtülür. Genellikle kabyelerin üst tarafındaki bir alana lölez (lavlaz) ve süpürge gibi bitkiler ekilir. Daha sonra herkes kendi bahçesinin hizasına, Fırat Nehri’ne paralel olarak 50-60 cm. eninde, bahçenin genişliği boyunca bellerle bellenir. Karpuz ekimi için bellenen bu kısma “baran” denir. Bu baranlardan 1’er metre aralıklarla 3-4 sıra hazırlanır. Fırat suyu çekildikçe bunların tarbısı ( suyu ) da çekileceğinden, “kış kabyesi” bu 3-4 baran diğerlerinden daha derin olarak eşilir. Sular daha da çekildikçe baran sayısı 10’a yaklaşır. Baranlar bellendikten sonra “müsve” ve “mecrefe” denen aletlerle, kazılan yerlerin kumu ve çakılı düzgün bir şekilde dışarıya çekilir ve 30-40 cm. yüksekliğinde bir set oluşturulur. Bu setin iç duvarına ince bir tabaka kum dökülüp fide dikimi için düzgün hale getirilir. Bu yüzey 30-40 cm. aralıklarla işaretlenip fide dikim yerleri belirlenir. “Tabak”tan sökülen, “şitil“ denen fideler bu işaretli yerlere parmakla küçük birer çukur açılarak ekilir. Birkaç gün sonra bu fidelerin köklerine zembille aktarılarak bir miktar yanmış gübre verilir ve bir gübre tümseği oluşturulur. Bu tümsek kaplumbağaya benzediği için “tuspağı” denir. Fideler günden güne büyür. 3-4 yapraklı olunca her gün kontrol edilerek yaprak kurdu ve “kezbi” denen zararlılardan temizlenir. 2 hafta sonra fideler gelişerek sürgün verirler. Buna “kol atma” denir. Sürgünler rüzgarla savrulup birbirine dolanmasın diye “kol taraması” yapılarak düzeltilir ve sürgün yapraklarından bir ya da birkaçının üzerine küçük çay taşları konarak dolaşmamaları sağlanır. Sürgünlerin boyu 15-20 cm. olunca; baran oluşturulurken dışarıya çekilip set yapılan çakıl ve kumlar yine müsve ve mecrefe yardımıyla baranın içine çekilerek yüzey düz hale getirilir. Bundan sonra sadece kol taraması ve zararlı böcek mücadelesi yapılır. Yaklaşık 1 ay sonra da (Eylül başlarında) karpuz ve kavunlar olgunlaşmaya başlar. En alttaki 1-2 barana da hıta ve dolmalık kabak gibi sebze-meyve ekilir. Baranların en alt kısmına da 8-10 metrekarelik, kare şeklinde bir alana çiçeklik kurulur. Bu alanın çepeçevre kenarlarına genellikle rehen (reyhan) çiçeği ekildiği için bu çiçekliğe “rehenlik” denir. Yaz mevsiminde sabah ve akşam serinliğinde reyhanlığın iç kısmında ailece oturularak sohbet edilip çay içilir. Fırat’ın eşsiz manzarasının tadına varılır. Kabyeden koparılan karpuzlar genellikle oracıkta taşa vurma suretiyle parçalanır ve zevkle yenir.

Kabye ekiminin mutlaka belirli tarihlerde yapılması gerekir. Temmuz 14’e kadar ekimin bitmesi gerekir. Bizim oraya özgü, “13’ünde elde, 14’ünde yerde” sözü bunu anlatır. Yani kabye fidesinin 14 Temmuz’da mutlaka yerde yani ekilmiş olması gerekir.14’ünden sonra yapılan ekimlerden ürün alınmaz. Genellikle suyun yükselmesiyle ya da havaların serinlemesiyle karpuzlar olgunlaşmadan su altında kalır. Bu nedenle Temmuz başından Ekim başına kadar 3 aylık zaman diliminde insanlar karınca gibi harıl harıl çalışırlar. Eylül sonu, Ekim başında da “kabye bozumu” ile sezon kapanır. Ürünlerin bir kısmı çarşıya götürülerek pazarlanır. Bir kısmı günlük tüketilir. Yeterince pazarlanamadığı için bir kısmı da kapalı alanlarda samanlara gömülerek saklanır ve kış mevsiminde tüketilir.