18 Mayıs 2014

Bayram Namazları

ile İbrahim Halil Akçay

Çocukluk ve gençliğimizin geçtiği 60’lı yılların sonuna kadar Halfeti’de bayram gelenekleri, günümüzden çok farklıydı. Bu nedenle o güzel anıları unutmak ve bayramların kişiliğimiz üzerindeki etkilerini silmek olanaksızdır.

O yıllarda Halfeti az gelişmiş, dışa kapalı küçük bir kasaba görünümündeydi. Halkın gelir düzeyi düşük, zenginle fakir arasında yaşam kalitesi açısından fazla fark yoktu. Nüfus az olduğu için herkes birbirini tanırdı. Zaten çoğu aileler birbiriyle akrabaydı. Sevgi, saygı ve güven duyguları fazlaydı. Akrabalık ve komşuluk ilişkileri mükemmeldi.

Bayramlar yaklaştıkça ailelerde bir telâş başlar, hazırlıklar yapılır. Dışardaki çocuklar ve akrabalar gelirler. Çocuklara olanaklar ölçüsünde bayramlıklar alınır. Bayram için özel yemekler ve tatlılar hazırlanır. Eskiden, bugünkü gibi bolluk yoktu. Çocuklar doyumsuz değildi. Büyüklerimizin aldığı bir çift ayakkabı, bir çift çorap bile bizleri mutlu etmeye yeterdi.

O yıllarda köylerin çoğunda cami olmadığı için, yakın köylerden yetişkin erkek ve çocuklar bayram namazı kılmak ve bayramlaşmak için Halfeti’ye gelirlerdi. Geniş ve düzlük alanlara çocukların eğlenmeleri için salıncak, dönme dolap ve naareler kurulurdu. Naare; dikdörtgen biçiminde, 5-6 metrekare büyüklüğünde, etrafı korunaklı, geniş tablalı bir çeşit büyük salıncaktır. Dört köşesinden demir çubuklarla yukarıda bir direğe bağlanarak yerden yarım metre kadar yükseltilir. Her iki başa birer yetişkin insan geçer, ayaklarıyla kuvvet alarak sallarlar. 10 – 15 kadar çocuk da bayram harçlıklarını vererek salıncağın iç kısmına binip sallanırlar. Ayrıca çarşı içinde açık alanlara tablalar kurularak üzerlerine genellikle çocuklara hitap eden şekerlemeler ve oyuncaklar dizilip satılır.

Bayram günü anneler, sabah namazından birkaç saat önce kalkarak bayram için etli yemekler pişirirler. Bayram günü kahvaltıda normal kahvaltılık yiyecekler değil de, pişirilen bu etli yemekler yenir. Bayram namazı öncesi ailenin tüm bireyleri kalkar. Erkekler abdest alarak camiye bayram namazına giderler. Köylerden de birçok insan geldiği için cami çok kalabalık olur. Namaz çıkışında cami avlusunda herkes birbiriyle bayramlaşır. Orada her aile, köyden gelenlerden 10 – 15 kişilik bir grubu alarak yemek için evlerine götürürler. Eve gelindiğinde sofra hazır durumdadır. Aile fertleriyle birlikte sofradaki kalabalık 20 – 30’u bulur. Yemekten sonra sohbetler edilip çaylar içilir. Daha sonra misafirler gider. Ev halkı kendi aralarında bayramlaşırlar. Büyükler küçüklere bayram harçlığı verir. Yeni giysiler giyilir. 1-2 saat aradan sonra ailece komşu ve akrabalara bayram ziyaretine gidilir. Onlardan gelenler olur. Çocuklara bazıları şeker, bazıları da 10 kr, 25 kr gibi bayram harçlığı verirdi. Harçlığı ne kadar çok toplarsak o kadar sevinirdik. Fazla harçlık veren büyüklerimizi daha çok severdik. Zaten bayramların en çok sevineni çocuklar olurdu.

Bayram ziyaretleri bittikten sonra çocuklar çarşıya gidip şeker ve oyuncaklar alırlar. Çatapat alıp patlatırlar. Oyun alanlarına gidip eğlenirler. Biriktirdikleri paraları harcayıp bir an önce bitirmeye çalışırlar. Böylece 3 -4 günlük bayram tatili neşe içinde geçirilirdi.