18 Mayıs 2014

Fırat’tan Kayıkla Geçişler

ile İbrahim Halil Akçay

Kalemeydanı, Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı bir köydür. Halfeti’nin tam karşı sahilinde bulunur. Aradaki uzaklık 400 m kadar olmasına rağmen Fırat üzerinde köprü olmadığından ulaşım, kürekle çekilen kayıklarla sağlanırdı. Bu köyde yaşayanlar resmi işler için Nizip’e, onun dışında Halfeti’ye gelip giderlerdi. Orası Halfeti’nin bir mahallesi gibiydi. Arada akrabalık ilişkileri vardı.

Birecik Barajı yapılana kadar iki yaka arasındaki insan, hayvan, yük ve eşya taşımacılığında kayıklar kullanılırdı. Bazen, otomobil gibi küçük araçlar da bu şekilde karşıya geçirilirdi. Kayıkların altı düz, ön ve arka tarafları hafif yukarı kalkık durumda, insanların ve özellikle yüklü hayvanların binebilmesi için alçak ve düz olarak yapılırdı. Büyük, orta ve küçük olmak üzere üç tip kayık vardı. Büyük ve orta boy kayıklar birer taneydi. Özel kişilere ait olanlarla birlikte birkaç tane de küçük kayık vardı. Büyük ve orta boy kayıklar Halfeti Belediyesi’nin malıydı. Her yıl ihaleyle işletmecilere verilirdi. Bu kayıklarla geçişlerde belirli bir ücret ödenirdi. Karşıya geçişler, “ Gemi Ağzı “ denen iskeleden yapılırdı. Gemi Ağzı, Halfeti’yle Kalemeydanı arasındaki suyun en daraldığı yerdedir. Yaz aylarındaki kuraklık nedeniyle suyun genişliği burada 100 m’yi geçmez. Ancak Gemi Ağzı’nın üst ve alt tarafında suyun genişliği 200 – 300 m’yi bulur. Özellikle ilkbahardaki yağışlar ve kar sularının erimesiyle Fırat’ın suyu kabarıp azgınlaşır. Genişliği yer yer 500 m’yi bulur. Suyun debisi 5 – 6 katına ulaşır. Bu mevsimde suyu kayıkla geçmek oldukça zor ve tehlikelidir. Akıntı kayığı bazen 700 – 800 m aşağıya sürükler. Küçük kayıklar alabora olur, bazen ölümler de olurdu.

Kayıkların ön, ağız kısmında karşılıklı iki adet kürek bulunur. Büyük kayıkta ayrıca kıç tarafının orta kısmında dümen bulunur. Küçük kayıkları bir kişi karşıya geçirebildiği halde büyük kayık ağır olduğu için manevra kabiliyeti azdır. Onu karşıya geçirebilmek için en az 3 kişi gerekir. Hareket etmezden önce küçük kayıkta kürekle, büyük kayıkta ise hem kürek hem de sırıkla kıyıda yukarıya doğru, akıntının ters istikametinde bir müddet gidilir. Sonra karşıya yönelerek kuvvetli bir şekilde kürekler çekilerek karşı sahile geçilir. Kayıklar boş zamanlarda Gemi Ağzı’nda, iplerle kazıklara bağlı olarak bekletilir. Kayıklar geceleri Kalemeydanı tarafında kalır. Sabahleyin erken işi olanlar ve yük getirenler ilk gemiyle Halfeti’ye geçerler. İlk ve son seferler genelde kalabalık olur. Nizip’e bağlı Gamışlı, Ehneş ve Köseler köylerinden üreticiler de odun, odun kömürü, hayvan, üzüm, yağ, yumurta, yoğurt gibi ürünlerini satmak için Halfeti’ye gelirler. Halfeti’nin kışlık yakacak odun ihtiyacının bir kısmını bunlar karşılar. Ayrıca bağcıların kullandıkları ve “ serpene “ denen, asma dallarının altına verilen yaklaşık 80 cm boyundaki ucu çatal odunlar da yine bu yolla karşılanır. Köylüler dağa giderek korulardan odunları keserek hazırlarlar. Satacakları gün sabahın erken saatlerinde odunlarını eşeklere, katırlara yükleyerek Gemi Ağzı’na getirirler. Bazıları yükünü orda indirip toptan satarlar, bazısı da çarşıya kadar getirip orada beklemekte olan alıcılarla pazarlık edip alış-verişlerini tamamlarlar. Bir eşek yükü ( yaklaşık 70 – 100 kg arası ) odun için 2 gün emek veren köylü, onu bugünün parasıyla 60 – 70 TL’ye satarak geçimini sağlar.

Bunlardan ayrı olarak, 1970’lere kadar Birecik’ten Adıyaman sınırlarına kadar, Fırat sahili boyunca büyük kayıklarla yük taşımacılığı yapılırdı. Birecik’ten 3 – 4 kayığı arka arkaya bağlayarak ön taraftan yaya olarak 7 – 8 kişi iple kayıkları boş olarak çekerek akıntının ters istikametinde en az 100 km yol giderler. Oradan odun, buğday, serpene, kerestelik tomruk gibi yüklerini kayıklara yükleyerek tekrar Birecik’e dönerler. Gidişleri çok zor ve zahmetli ancak dönüşleri, akıntı yönünde olduğu için kolaydır. Bu yolculuk yaklaşık 4 – 5 gün sürerdi.