Halfeti’de Eski Düğün Gelenekleri
Kız ve oğlan evi düğüne karar verdikten sonra düğün tarihini kararlaştırırlar. Düğünden birkaç hafta önce ‘ pazarlık ‘ denen çeyiz ve eşya alış-verişine gidilir. Bu alış-veriş için Antep, Nizip, Birecik gibi yakın kentlere gidilirdi. Kız istemeye gidildiğinde, 1970’lere kadar, ‘kalın’ denen, oğlan evinin ekonomik durumuna göre belli bir miktar başlık parası kararlaştırılıp verilirdi. Daha sonra düğün hazırlıklarına başlanır. Eskiden hazır davetiye olmadığı için oğlan evine bir arzuhalci çağrılır. Onlar da her seferde 7-8 kopya yaparak daktiloyla davetiye yazarlardı.
Düğün boyunca et ihtiyacını karşılamak için birkaç davar alınıp kesilirdi. “Mıtırıp” denen çalgıcılar ayarlanır, “Maşta’lar” tutulurdu. Maştalar düğün süresince yemek ve bulaşık işleriyle ilgilenirlerdi. Düğünde tüketilecek içki için “kala” dan ( Kalemeydanı ) kaçak arakı sipariş edilirdi. Masa, sandalye, kürsü, tahta ve alüminyum kaşık-tabaklar temin edilir. Dışarıdan gelecek misafirler için kalacak yer ayarlanır.
Eski Halfeti düğünleri Cuma günü öğleden sonra başlar, Pazar günü akşam bitmek üzere 3 gün sürerdi. Düğün boyunca oğlan evinin damına, uzunca bir kamış sırığa bayrak asılır. Kamış, çiçekler ve renkli kâğıtlarla süslenir ve tepesine de bir portakal geçirilir. Bu bayrak, Pazar günü kız evine gelin almaya giderken, ‘bayraktar’ denen kişi tarafından düğün alayının en önünde taşınır.
Üç gün boyunca konuklara ve çalgıcılara yemek-içki ikramı yapılır. Sabahları düğün evinin dam, teras gibi yüksekçe yerlerinde davul-zurna tarafından ağır havalar icra edilir. Diğer zamanlarda ‘ hayat ‘ denen evin geniş avlusunda çalınıp oynanır. Düğün devam ederken, dışarıdan gelen davetliler düğün evine varmadan, yarı yolda çalgıcılar eşliğinde oyun havaları çalınarak düğün sahibi tarafından karşılanır ve oyunlar oynanır. Gelen davetliler çalgıcılara bahşiş verirler. Bu şekilde düğün alanına varılır. Misafirlere yer gösterilip ikramlarda bulunulur. Davetlilere üç gün süresince etli yemekler, ‘cıvık ‘ denen, mevsimine göre değişen sulu yemekler ve ayrıca mezeler hazırlanıp ikram edilir. Geceleri içki masaları kurulup yenilir, içilir ve eğlenilir. Cumartesi gecesi ‘ kına gecesi’ dir. Kına yoğrulup hazırlanır, tepsilere konulur. Gece saat 22.00 sularında oğlan evin den bir grup, çalgıcılar eşliğinde, yakılan mumlarla süslenmiş kına tepsilerini alarak çala oynaya kız evine doğru kına yakmaya gider. Eskiden kız ve oğlan kınası ayrı ayrı yakılırdı. Gelin adayına kına yakılırken mayalar okunur. .Gelinin eline yakılacak kına yumağının içine, oğlan evinin hediyesi olarak genellikle urup ( çeyrek altın ) yerleştirilir. Geline kına yakıldıktan sonra, çevresindeki kız arkadaşlarından isteyenlere de kına yakılır ve hediye olarak mendiller verilir. Kına alayı oğlan evine döndükten sonra damat adayına kına yakılır. Kına yakılırken genellikle rahmetli Mamaç Ahmet tarafından maya okunur. Kına yakımı boyunca damat adayı, sağdıç tarafından korumaya alınır. Zira damadın arkadaşları, şenlik olsun diye damadı çimdiklemeye, iğne batırmaya çalışırlar. Damattan sonra, isteyen arkadaşlarına kına yakılıp mendiller verilir. Artan kınalar, evlerde çocuklara yakılmak üzere misafirlere verilir. Hep birlikte oyunlar oynanıp eğlenilir. Geç saatlerde davetliler dağılır. Bu arada içki alemleri sabahlara kadar devam eder.
Pazar günü öğle saatlerinde büyük bir alay oluşturarak çala oynaya yaya olarak kız evine, gelin almaya gidilir. En önde bayraktar bulunur.
Alaya hakim olmaya, düzen içinde gidilip gelinmesine çalışır. Alay, kız evi tarafından karşılanır. Birlikte bir süre oyunlar oynanır. Gelin tarafından hazırlanan çeyizler oğlan evine götürülmek üzere alınır. Gelin, ailesiyle vedalaşır. Kız evinden iki bayan gelinin koluna girerek yola çıkılır. Bu arada oğlan tarafından gelenler, adet olduğu için kız evinden koparabildikleri kap-kacak, çiçek vb. şeyleri alıp götürmeye çalışırlar. Kız evindeki çeyizlerin oğlan evine taşınmasına ‘ tohum çıkma ‘ töreni denir. Gelin alayı coşku ve eğlenceyle sokaklar dolaştırılarak düğün evine gelir. Gelin tarafından nar veya bardak gibi şeyler duvara vurularak kırılır. Bu arada damat; dam veya teras gibi yüksekçe bir yere çıkarak gelinin başına doğru yukarıdan bozuk para, şeker ve çerez gibi şeyler atar. Alandaki çocuklar da bunları toplamak için yarışırlar. Bundan sonra ya masalara, ya da yerlere kilimler açılarak sofralar kurulur. Karşılıklı iki sıra halinde dizilerek düğün yemeği yenir. Bu, düğünün en kalabalık anıdır. Sofra toplandıktan sonra ‘şabaş ‘ ( şaba ) hazırlıklarına başlanır. Sofra düzenindeki dizilme devam eder. Düğün için tutulan kahveci, 3-5 fincanla, pişirdiği kahveyi davetlilere sırayla dağıtır. Davetliler de bunları içip kahveciye bahşiş verirler. Hemen şabaş törenine geçilir. Davul-zurna bu tören için ayrı bir hava çalar. Şabaş için davetliler iki farklı yerde sıralanır. Dışarıdan gelen özel davetliler, yakın akrabalar ve altın takı takacaklar için tek tek şabaş çağrısı yapılır. Bunlar takılarını takarlar. Düğün evinden bir kişi bunları bir deftere yazarak not eder. Diğer normal Halfeti şabaşı verecekler, paralarını (sözgelişi bugünün parasıyla 50 TL.) gezdirilen bir tepsi içine bırakırlar. Bunlar için tek tek şabaş çağrılmaz ve verdikleri para deftere yazılmaz. Dışarıdan gelen davetliler ve şaba atmak için gelenler, düğün sahibiyle görüşüp ayrılırlar. Düğün sahibi de onlara teşekkürlerini belirtip uğurlar. Bu arada biraz dinlendikten sonra yakın çevre ve komşular eğlenceye devam ederler. Akşama doğru berber gelerek güveği ( damat ) tıraşı başlar. Yatsıya doğru damadın sadece yakın erkek arkadaşları toplanmaya başlar. ‘ Güveği dizme ‘ töreni başlar. Kız evinin damat için çeyiz olarak hazırladığı gece kıyafeti ( pijama, terlik vb. ) türküler, maniler eşliğinde damada giydirilir, oyunlar oynanır. Damada iğne batırmaya çalışırlar. Sağdıç ise engel olmaya gayret eder. Bu arada güveği dizmeye gelenler, gündüzden hazırladıkları hediye paketlerini damada sunarlar. Damatla tek tek görüşüp mutluluk dileklerini iletirler. Tabi bu arada sunulan hediyelerin yarısı sürpriz hediyelerdir. Bazı gençler muziplik olsun diye hediye paketlerinin içerisine taş, toprak, ot, kurbağa, odun parçası vb. koyarlar. Damat bunları ancak, ertesi gün paketleri açınca fark eder. Kalabalık damadı, “yah” çekerek gerdek odasının kapısına kadar getirir ve daha sonra dağılırlar. Böylece 3 günlük düğün töreni sona ermiş, gelin ve damat da bekarlığa veda etmiş olurlar.